Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Bahaeddin Yıldız, Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi ile ilgili tahliller arttıkça, Türk milletinin tarihi kültür performansı ve potansiyelinin daha iyi görülerek, daha anlamlı bir biçimde açıklanabileceğini ifade ederek, ''Dolayısıyla bu kültürel zenginlik, bugün de sadece Türk toplumunun ve kültürünün değil, bütün insanlığın gelişmesinde itici bir güç olarak rol oynayabilir ve her bakımdan yeni hamlelere katkıda bulunabilir'' dedi.Evliya Çelebi'nin doğumunun 400'uncu yıl dönümü ve 79'uncu Dil Bayramı etkinlikleri kapsamında, Başbakanlık Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Araştırma Merkezince düzenlenen, ''Evliya Çelebi ve Seyahatnamesi'' başlıklı uluslararası toplantı, Dolmabahçe Sarayı'nın Medhal Salonu'nda başladı.Prof. Dr. Bahaeddin Yıldız, 26-30 Eylül tarihleri arasını kapsayan ve İstanbul'un ardından Bursa ve Kütahya'da oturumlarla devam edecek toplantının açılış sempozyumunda yaptığı konuşmada, tutkulu, ünlü bir seyyah ve 10 ciltlik Seyahatname'nin yazarı olan Çelebi'yi seyahate, merak, gezme, görme ve bilgi edinme arzusunun teşvik ettiğini ifade etti. Yıldız, 1630 yılında 19 yaşındayken İstanbul'u gezmekle işe başlayan Evliya Çelebi'nin, 50 yıl boyunca at sırtında, bütün Osmanlı coğrafyasını ve çevresini gezerek, bütün kültür unsurlarını inceleyerek, bunları gelecek nesiller için yazdığını anlattı.Prof. Dr. Yıldız, Çelebi'nin çoğunu vezirlerin ve padişahların himayesinde yaptığı için gezilerinin, yarı resmi hüviyette olduğuna işaret ederek, bazılarınca ''hatırat'' olarak değerlendirilen Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin dünya seyahat edebiyatında eşi ve benzerinin bulunmadığını vurguladı.Seyahatname'nin, zengin verilerle yüklü, gezilen ülkelerin tarihi, coğrafi, mimari, idari, mali, biyografik ve askeri tasvirleriyle dolu olduğunu belirten Yıldız, Seyehatname'nin aynı zamanda etnolojik, sosyolojik, dini, tasavvufi, efsanevi ve edebi zenginliğe sahip bulunduğunu aktardı. Yıldız, Seyahatname'nin, 17. yüzyıl Osmanlı coğrafyasındaki görünümün, bütüncül ve temel kaynaklarından biri, belki de en önemlisi olduğunu kaydetti.Prof. Dr. Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü:''Seyahatname ile ilgili tahliller arttıkça, Türk milletinin, tarihi kültür performansı ve potansiyeli daha iyi görülerek, daha anlamlı bir biçimde açıklanabilir. Dolayısıyla bu kültürel zenginlik, bugün de sadece Türk toplumunun ve kültürünün değil, bütün insanlığın gelişmesinde itici bir güç olarak rol oynayabilir ve her bakımdan yeni hamlelere katkıda bulunabilir. Bizlere, bütün insanlığın yararlanabileceği böyle bir eser bıraktığı için Evliya Çelebi'yi 400. doğum yıl dönümünde şükran duyguları içinde rahmetle anıyorum.''-TDK BAŞKANI AKALIN'IN KONUŞMASITürk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Şükrü Akalın da Birleşmiş Milletler Bilim Eğitim ve Kültür Örgütünün (UNESCO), 2011 yılı etkinlikleri kapsamında Evliya Çelebi'nin 400'üncü doğum yıl dönümü kutlamalarına yer verdiğini, ayrıca Avrupa Konseyinin de Evliya Çelebi'yi ''XXI. Yüzyılda İnsanlığa Yön Veren En Önemli 20 Kişiden Biri'' olarak ilan ettiğini söyledi.Bugün aynı zamanda 79 yıl önce Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirilen Birinci Türk Dili Kurultayı'nın yıl dönümü olduğunu anımsatan Akalın, bu kurultayın, Türkçe'nin gerçek anlamda bayramı olduğunu ifade etti.Akalın, Türkiye'de 26 Eylül'ü, Dil Bayramı olarak kutlanırken, Avrupa Konseyi'nin de Türkiye'nin önerisiyle 2001 yılında bugünü ''Avrupa Diller Günü'' ilan ettiğini dile getirdi. Akalın, böylece, 2001 yılından bu yana, Dil Bayramı ile eş zamanlı olarak, Avrupa Konseyine üye ülkelerce, 26 Eylül gününün, Avrupa Diller Günü olarak kutlandığını belirtti.İstanbul'da başlayan toplantının, Evliya Çelebi'nin ilk seyahatini yaptığı Bursa'da devam edeceğini, etkinliğin, Evliya Çelebi'nin ''Atalarımın yurdu'' diye adlandırdığı Kütahya'daki toplantıyla sona ereceğini bildiren Akalın, yurt içi ve yurt dışında yıl sonuna kadar çeşitli toplantıların düzenleneceğini anlattı.Türk Tarih Kurumunun, Seyahatname'nin tam takımının tıpkı basımını yapmakta olduğunu vurgulayan Akalın, Evliya Çelebi ve eseri ile ilgili yapılması gereken daha pek çok çalışma bulunduğunu kaydetti.Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı da Evliya Çelebi'nin, Osmanlı edebiyat tarihinin en önemli ve başka milletlerinin ilgisini çekmiş ve daha çok çekecek önemli bir kişi olduğunu ifade ederek, yaklaşık 50 yıldır bazı nüshaları Türkiye'de çok iyi tahlil edilmediği ve yeni harflere çevrilmediği halde, Avrupa dillerinde parça parça fragmanlar halinde çok iyi tercüme edildiğini, basıldığını ve üzerinde çalışılmaya başlandığını belirtti.Evliya Çelebi'nin bir dahi olduğunu vurgulayan Ortaylı, doğumu bu kadar iyi bilinen bir kişinin sadece lakabıyla yaşamasının ve isminin bilinmemesinin Türk toplumunun garabeti olduğunu söyledi.Ortaylı, isminden kendisinin de eserinde bahsetmediğini ifade ederek, Evliya Çelebi'nin ölüm yılı, ölüm nedeni ve mezarının nerede olduğunun da meçhul olduğunu kaydetti.Bunun son derece ilginç bir durum olduğuna dikkati çeken İlber Ortaylı, kendisinde Evliye Çelebi'nin, 1682'de Mısır'da ölmüş olabileceği şeklinde bilgiler olduğunu aktardı.Ortaylı, Evliya Çelebi'nin bilmediğini anlamadığını yazmadığını, çok titiz bir insan olduğunu anlatarak, eserinde mutlaka abarttığı yerlerin bulunabileceğini, ancak bunu, kasti olarak yapacak bir kişi olmadığını belirtti.Evliya Çelebi'nin, 1665 yılında Batı dünyasını tanıdığını ve yazdığını bunun, Batı'nın bir Türk'ün gözüyle ilk değerlendirilmesi olduğunu aktaran Ortaylı, ''Büyük seyyah Çelebi, ne halefi ne selefi olan bir Osmanlı'dır, gezi edebiyatımızın bugüne kadar aşılamayan çok önemli bir yazarıdır'' diye konuştu.
Kaynak : haber7.com
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!